Dünyadaki insanların büyük bir çoÄŸunluÄŸu yaÅŸamları boyunca baÅŸarının peÅŸinde koÅŸarlar. BaÅŸarı en cezbedici unsurdur insan egosu üzerinde. “En baÅŸarılı olanlarımız en mutlu olanlarımızdır” diye düÅŸünürüz.
Bu durum gerçekten böyle midir? BaÅŸarı her zaman mutluluk getirir mi? Peki nasıl baÅŸarılı olabiliriz?
Bu sorular hepimizin aklını fazlaca kurcaladığı için, baÅŸarıyı elde etmek yolunda denemedik yol bırakmıyoruz. İlle de baÅŸarılı olmalıyız. Nasıl olursa olsun ama baÅŸarılı olmalıyız.
Bugünlerde en gözde yöntemler için kitap raflarının önünden ayrılmıyoruz, Secret’lar, Ferrarisini Satan Bilgeler, Kabala’lar ve diÄŸerleri… Kitap okumayan Türk toplumunda bu kitapların satışları milyonlu rakamlara ulaÅŸmaya baÅŸladı. Bilgi için okumayan bizler, baÅŸarılı olmak için okumaya baÅŸladık.
Ben de uzun süredir takip ettiÄŸim, kitaplarını severek okuduÄŸum Türkiye’nin ilk kiÅŸisel geliÅŸim uzmanı Mümin Sekman’ı aradım. O baÅŸarıyı öÄŸretebilen adam. Dışarıdan onun bu kadar baÅŸarılı olduÄŸuna bakılırsa “yöntemleri iÅŸe yarıyor” demekten kendini alamıyor insan.
Mümin Sekman; “Türk insanına baÅŸarıyı öÄŸreteceÄŸim” diye bir misyon edinmiÅŸ kendine. Bugüne kadar 800.000 Türk insanının kitaplarını alarak, yöntemlerini tercih ettiÄŸi insanı merak edip ben de sizler için soluÄŸu yanında alıyorum.
Helin AvÅŸar: Mümin Sekman çocukluÄŸunda limitsiz miydi? Nasıl bir çocukluÄŸunuz vardı?
Mümin Sekman: ÇocukluÄŸumda özel olma hissi taşıyordum. Herhangi biri olmadığıma dair bir hissiyatım vardı. Bunun kanıtı yoktu. Bir ÅŸekilde ne iÅŸ yaparsam yapayım içimde bir gün ilk üç içerisinde olacağım hissi vardı ama bunun hiçbir kanıtı yoktu. Bu bende hep bir içgüdüsel baskı oluÅŸturdu. BaÅŸka bir alanda da kariyer yapıyor olsaydım deÄŸiÅŸmeyecek olan tek ÅŸey yine o alanda da ilk üçte olurdum. Bu konuda ÅŸöyle bir örnek verebilirim. BaÅŸarı bazılarının içgüdülerinde, genlerinde vardır. Bu bir eÄŸilimdir ama sonradan bunu eÄŸitimle desteklerseniz, o konuda aldığınız eÄŸitim baÅŸarılı olma sürecinizde daha az hata yaparak, daha az acı çekerek yükselmenizi saÄŸlar. Ama eÄŸitimini almasanız da bir gün bir ÅŸekilde yükselirsiniz. DoÄŸuÅŸtan büyük imkanlarla doÄŸmadım ama içimde yoÄŸun bir baÅŸarılı olma tutkusuyla doÄŸdum. Henüz beÅŸ yaşımdayken “Büyünce ne olacaksın?” diye sorduklarında “Büyük adam olacağım” diye cevaplardım.

Helin AvÅŸar: YaÅŸamak için yükselmek mi? Yükselmek için yaÅŸamak mı?
Mümin Sekman: Benim açımdan ilginç bir röportaj olmaya baÅŸladı. Genelde bugüne kadar hep aynı sorular gelirdi. Bunlar hiç çalışmadığım konular.
Ben yaÅŸamak için yükselenlerden miyim, yükselmek için yaÅŸayanlardan mıyım dersem, kendimi yükselmek için yaÅŸayanlardan görüyorum. Yani çok alt sınıfta doÄŸduÄŸunuz zaman, yaÅŸamak, hayatta kalmak, hayata tutunmak, ezilmemek için yükselirsiniz. Bataklıktan kurtulmaktır baÅŸarının anlamı. Orta sınıfa geldiÄŸiniz zaman baÅŸarılı olmak sizin için bir mecburiyet deÄŸil, bir seçim ve yaÅŸam tarzı olarak önünüzde duruyorsa o zaman içinizdeki baÅŸarı tutkusu kendini ele vermeye baÅŸlar. EÄŸer içinizde güçlü bir baÅŸarılı olma isteÄŸi varsa, baÅŸarılı olmaya mecbur olmasanız da yine de baÅŸarılı olmaya çalışıyorsanız, bu yaÅŸamak için yükselenlerden deÄŸil, yükselmek için yaÅŸayanlardan olduÄŸunuzu gösterir. Bir insan düÅŸünün; ömrünün sonuna kadar yetecek parası, ömrünün sonuna kadar yetecek ÅŸöhreti, ömrünün sonuna kadar yetecek baÅŸarısı olduÄŸu halde hala baÅŸarılı olmak için çaba gösteriyorsa bu yükselmek için yaÅŸayanlardandır. Onlar için baÅŸarı bir yaÅŸam tarzıdır. BaÅŸka bir ÅŸekilde yaÅŸayamayacakları için o ÅŸekilde yaÅŸamayı seçmiÅŸlerdir. Bu içsel bir baskı. Dışsal bir baÅŸarı baskısıyla baÅŸarılı olmaya çalışanlar belli bir noktaya gelir, kendini kanıtladığını düÅŸündüÄŸü yerde durur. Ama birisi kendini kanıtladığı noktaya gelmesine raÄŸmen hala baÅŸarı için gerekenleri yapıyorsa, hala baÅŸarıya hiç ihtiyacı olmadığı halde baÅŸarı için çalışıyorsa o kiÅŸi yaÅŸamak için yükselenlerden deÄŸil yükselmek için yaÅŸayanlardandır.
Helin AvÅŸar: Ben o insanları psikolojik olarak çok rahat görmüyorum açıkçası.
Mümin Sekman: Evet, evet doÄŸrudur.
Kendini özel hissetme, beÄŸenilme gibi duygularını kariyer üzerinden tatmin edenlerin iliÅŸkilerden beklentileri daha düÅŸüktür.
Helin AvÅŸar: Belli bir yaÅŸtalar ve hala sabah altıda kalkıyorlar. Sürekli çalışıyorlar, hiç tatil yapmıyorlar… Çok çalışmak, çalışmak, yükselmek nereye kadar? Ne için? Hayatta da bazı ÅŸeyleri kaçırmamak lazım…
Mümin Sekman: BaÅŸarılı olanlar manyak mıdır? Arızalı mıdır? Bu soruya iki açıdan yanıt verebilirim.
Birincisi, baÅŸarıyı yaÅŸam tarzına dönüÅŸtürme konusu... BaÅŸarmak için yaÅŸayan insanlara baktığınız zaman baÅŸarıyı bir tür yaÅŸam tarzına dönüÅŸtürdüklerini görürsünüz. BaÅŸarıya götürecek ÅŸekilde inançlarla, baÅŸarıya götürecek alışkanlıklarla donatmışlardır beyinlerini. BaÅŸarıyı bir yaÅŸam tarzına dönüÅŸtürdüklerinden onlar için baÅŸarı, uÄŸruna çok fazla çaba harcanan bir ÅŸey deÄŸildir. YaÅŸam tarzıdır. Onlar zaten baÅŸka türlü yaÅŸayamazlar. Normal bir insan baÅŸarılı olmaya azmettiÄŸi zaman fazladan bir çaba harcıyordur. Bu insanlar için azim zaten yaÅŸam tazına dönüÅŸmüÅŸtür. Bu insanlar baÅŸarı için harcadıkları çabayı hissetmezler.
İkincisi ise, her insanın hayattan bazı duygusal beklentileri vardır. Bunlar nedir? Kendini önemli hissetmek, diÄŸer insanlarla baÄŸ kurmak, hayatına heyecan katmak… Bazı insanlar bunu aÅŸk ve iliÅŸkiler üzerinden tatmin eder, bazı insanlar da kariyer ve iÅŸ üzerinden tatmin eder. EÄŸer beÅŸ yüz bin kitap satıp beÅŸ yüz bin kiÅŸi tarafından tercih edilmiÅŸseniz, bu kendinizi önemli hissettirebilir. Kendinizi özel mi hissetmek istiyorsunuz? Bunu sevgilinizden beklemek yerine kitleler üzerinden bu tatmin edebilirsiniz. İliÅŸkiler üzerinden saÄŸlanan tatminin birçoÄŸu kariyer üzerinden de saÄŸlanabilir. Kendini özel hissetme, beÄŸenilme gibi duygularını kariyer üzerinden tatmin edenlerin iliÅŸkilerden beklentileri daha düÅŸüktür. BaÅŸarı orgazmını kariyerlerinde yaÅŸamayanlar iliÅŸkilerde karşı tarafın önüne bir beklenti listesiyle çıkarlar ve ayrılırlar.

Kadın peşinden koşmanın bir gereği yok, kadınların istedikleri şeylerin peşinden koşmalısınız.
Helin AvÅŸar: Bu hormonlar bence erkeklerde daha fazla.
Mümin Sekman: Çünkü baÅŸarılı olma isteÄŸi kadınlara oranla erkeklerde daha fazla. Çünkü erkeklerin ikinci bir yolu yok, erkekler ancak iÅŸ ve kariyer yoluyla, baÅŸarısı yoluyla deÄŸer kazanma durumunda, ama kadınlar baÅŸarılı biriyle beraber olarak da o bedeli ödemeden baÅŸarının ödülünü alma ÅŸansına sahipler. Aslında kadın erkek iliÅŸkilerinden yana ÅŸunu düÅŸünüyorum; kadın peÅŸinden koÅŸmanın bir gereÄŸi yok, kadınların istedikleri ÅŸeylerin peÅŸinden koÅŸmalısınız. Kadınların peÅŸinden koÅŸtuÄŸu ÅŸey baÅŸarıysa eÄŸer siz baÅŸarılı olduÄŸunuzda kadınlar sizi bulacaktır. Her kadın olmayabilir, o da ayrı konu tabii ki.
Helin AvÅŸar: KiÅŸisel geliÅŸim kitapları gerçekten bir iÅŸe yarıyor mu? Bu “Secret” gibi bir felsefenin ürünü mü?
Mümin Sekman: “Secret” ile benim yazdığım kitap arasında ÅŸöyle bir fark var. Dışarıdan baktığınız zaman biz hepimiz aynı kategoride görünüyoruz. Oysa “Secret” gibi kitaplar ruhsal geliÅŸim kitaplarıdır. Benim yazdığım kitap tarzındakiler ise daha çok baÅŸarı tekniÄŸi ile ilgili kitaplardır.

Başarı size gelmez sizin başarıya gitmeniz gerekir
Helin Avşar: Hep aynı tarz oldukları kanısı yaygın.
Mümin Sekman: Evet haklısınız! Ben bu yanlış anlamadan çok memnun deÄŸilim, çünkü onların kanıt kriterleri ile bizimkiler çok farklı, onlar çekim yasasını anlatıyor, biz azim yasasını anlatıyoruz. Onların bilimsellik gibi bir derdi yok, bizim var. Biz bir mantık denetimine tabi tutarız kendimizi, onlar mantığın matematiÄŸine karşı çıkarak spiritüel iddialarda bulunabiliyorlar. Maalesef dışardan bakıldığında da hepimiz aynı kategoride görülüyoruz. Ben sadece insanları baÅŸarılı ya da baÅŸarısız yapan nedir, onu araÅŸtırıyorum. İnsanlara akıl vermiyorum, fikir veriyorum. Bizde “baÅŸarı size gelmez sizin baÅŸarıya gitmeniz gerekir”. Yüzde yüz tersiz. “Secret”ın tezi ÅŸu ilerde bir daÄŸ var, sen istersen düÅŸünce gücünle evrenin merkezine mesaj yollarsın o daÄŸ ayağının altına gelir ve seni yükseltir. Bizde ise tam tersi, ilerde bir daÄŸ var, o daÄŸ sana gelmez, senin daÄŸa gitmen, daÄŸa gitmen de yetmez, vadisinden baÅŸlayıp ortasından geçmen ve tepesine çıkman, tepesine çıkarken de o süreçte neler yaÅŸanıyorsa bunları yaÅŸaman gerekiyor, zaten o dağın tepesinde olman deÄŸil çıkış sürecinde yaÅŸadıkların bunları deÄŸerli yapacak diyoruz.
Kitaplarım işe yaramasaydı insanlar birbirlerine tavsiye etmezdi.
Helin AvÅŸar: Sizce Türk toplumu baÅŸarılı olmayı kitaplardan öÄŸrenebilir mi?
Mümin Sekman: Türk insanının hepsi baÅŸarının öÄŸrenilebilir olduÄŸuna inanmıyor. Birçok insanımızda zaten okuma kültürü yok. Bir TV programına konuk oluyorum, ardından internete girip mail atıp “kitaplarınızı nerede bulabiliriz?” diye soruyorlar. İnternete girmeyi öÄŸrenmiÅŸ ama internetten kitap satın alabileceÄŸini bilmiyor.
Bir; kitap okuma kültürü olan, iki; bilgi ile hayatını biçimlendirme kültürü olan, yani hayatınızı sırf iliÅŸkilere göre mi biçimlendiriyorsunuz? Yoksa okuduklarınıza, bildiklerinize göre kendi aldığınız kararlara ve kendi iradenize göre mi biçimlendiriyorsunuz? Bu da önemli bir ÅŸey. İçinizde böyle bir mekanizma çalışıyorsa doÄŸru bilgiyi beyninize koyduÄŸunuzda sizde de çalışacaktır. Bu anlamda kitap okuma kültürü olan, baÅŸarının öÄŸrenilebilir olduÄŸuna inanan, baÅŸarılı olmanın tamamen olmasa da kendi elinde olduÄŸuna inanan, çünkü kendi elinde olduÄŸuna inanmıyorsa baÅŸarılı olmak içinde hiçbir ÅŸey yapmayacaktır, ama kiÅŸisel geliÅŸim kitaplarına yönelik bir takım önyargılarını aşıp ya bir deneyelim diyerek okuyan ve okuduklarını uygulayan kiÅŸiler iyi sonuçlar alabilir.
Åžöyle düÅŸünün benim kitaplarım bugüne kadar 800.000 adet satmış, son kitabıma kadar medyada yer almadım. Bugüne kadar benim kitaplarımı buraya tavsiye yöntemi getirmiÅŸ, iÅŸe yaramasaydı insanlar birbirlerine tavsiye etmezdi.
Benim kitabım herkesi başbakan yapamaz.
Helin AvÅŸar: Haklısınız, bir de çok okuyan bir toplum olmadığımızı göz önüne alırsak
Mümin Sekman: Evet, o anlamda miras deÄŸil performans diye bir kritere inanıyorum. Bu kitaplar her okuyanı baÅŸarılı yapar diye bir iddiamız yok, bu kitaplar herkesi sıfırdan zirveye taşır diye bir iddiamız da yok. Sadece ÅŸuna inanıyorum, gelebileceÄŸin en iyi yerde misin, gelebileceÄŸin en iyi yerde deÄŸilsen gelebileceÄŸin en iyi yere gelmeni saÄŸlar. Benim kitabım herkesi baÅŸbakan yapamaz.
Helin AvÅŸar: Peki ben size bir bakkal olarak gelirsem süpermarket olmak için sizden neler öÄŸrenebilirim?
Mümin Sekman: İnsanlar benden danışmanlık hizmeti almak isteyebilir ama ÅŸöyle bir kriter var; ben alanında ilk üçte olan insanlarla çalışıyorum. Birebir danışmanlık çok ciddi zaman ve enerji gerektiren bir ÅŸey. Küçük ölçekli iÅŸler için seminerler veriyorum. Kitaplar yazıyorum ama birebir danışmanlıkta alanında ilk üçte olma kriterim var.
Arabaların nasıl beygir gücü varsa her beynin de farklı farklı beygir güçleri vardır.
Helin AvÅŸar: Hukuk eÄŸitimi aldınız. Neden sonra kiÅŸisel geliÅŸim kitapları yazmaya yöneldiniz?
Mümin Sekman: Neden böyle yaptığımı anlamakta ben de zorluk çekiyorum. Teknik olarak bakarsanız benim ÅŸu anda yaptığım iÅŸi yapabilmeniz için bir üniversite eÄŸitimi yok. Bizim psikoloji eÄŸitimi almamız gerektiÄŸini düÅŸünürler ama onların yaptığı iÅŸ tamamen farklıdır. Onlar, duygusal olarak eksi beÅŸten bir insanı alır normale getirirler; biz normaldeki bir insanı alır artı yüze taşırız. Ben psikoterapi filan yapmıyorum. Yapmam da zaten, çok sıkıcı bir ÅŸey.
Benim yaptığım biraz disiplinler arası bir iÅŸ, biraz psikoloji, sosyoloji, hukuk, felsefe, eÄŸitim bilimleri bilmeniz gerekir. Ortaya karışık disiplinler arası bir disiplin sunarız. Hatta ben ÅŸimdi yeniden üniversite sınavına girecek çağımda olsam, bu iÅŸi yapmayı düÅŸünsem yine hukuk okurdum. Hukuk fakültesinde o kadar ağır dersler var ki, ben Ankara Hukuk’u bitirdim. Arabaların nasıl beygir gücü varsa her beynin de farklı farklı beygir güçleri vardır. Hukuk fakültesinde okuma sürecinde beyninizin kavrama kapasitesi gittikçe geliÅŸmek zorunda kalıyor. Hukuk fakültesinin bir ceza hukuku kitabı tüm kiÅŸisel geliÅŸim literatüründen daha fazladır. Bunun gibi 30 tane dersi dört yılda bitirince beyninizin gelmiÅŸ olduÄŸu analiz kapasitesi o kadar geliÅŸiyor ki, sonra kiÅŸisel geliÅŸim serçe parmağınızla oynayabileceÄŸiniz bir ÅŸeye dönüÅŸüyor. BaÅŸarınızın kalitesi baÅŸarı hakkındaki fikirlerinizin kalitesi kadardır.

Helin Avşar: Psikologlar kişisel gelişim uzmanlarına nasıl bakıyorlar?
Mümin Sekman: Åžu ana kadar bana kiÅŸisel olarak bir ÅŸey gelmedi ama çok sayıda psikoloÄŸun benim kitaplarımı, özellikle “Her ÅŸey Seninle BaÅŸlar”ı tavsiye ettiÄŸini biliyorum. Çünkü o kitaptaki bilgiler depresyonla baÅŸa çıkmak için çok güçlü bir tekniktir.
Daha çok solcu, daha çok saÄŸcı, daha çok dinci, daha çok laik yetiÅŸtirerek bu ülkeyi bir yere getiremezsiniz.
Helin AvÅŸar: Duygu Asena sizin için ne ifade ediyor?
Mümin Sekman: Bazı insanlar gazeteciliÄŸi meslek olarak yaparlar, bazı insanlar da misyonu olarak görerek yaparlar. Duygu Asena gazeteciliÄŸi misyon olarak gören bir kadındı. Bir baÅŸarı öyküsü olarak Duygu Asena’yı incelediÄŸiniz zaman, dünyada bir ülke, o ülke Türkiye, Türkiye’de bir kavram, o kavram kadın hakları, Duygu Asena’dan önce ve Duygu Asena’dan sonra bu konuda bir ÅŸeyler deÄŸiÅŸti. Asena bu konuda bir kırılma noktası oluÅŸturdu. Bir ülkede bir kavramı deÄŸiÅŸtirdi. Duygu Asena deyince kadın hakları, kadın hakları deyince Duygu Asena akla gelir. Marka olmak budur aslında. Kültürel bir ikon, bir kavram bir insanı çaÄŸrıştırıyor. Kendi adıma da böyle bir insan olmak istiyorum. Ben de Türk insanının bakış açısını deÄŸiÅŸtireceÄŸim. Kendime misyon olarak bunu seçtim. BaÅŸarılı insanın da baÅŸarısız insanın da baÅŸarıya bakış açısını deÄŸiÅŸtireceÄŸim. Türkiye’nin baÅŸarılı insana ihtiyacı var. Daha çok solcu, daha çok saÄŸcı, daha çok dinci, daha çok laik yetiÅŸtirerek bu ülkeyi bir yere getiremezsiniz.
Ajda Pekkan “ideal biriyim”i oynar. İbrahim Tatlıses “sizden biriyim”i oynar.
Helin AvÅŸar: Hangi politikacıları kiÅŸisel geliÅŸim açısından yeterli buluyorsunuz?
Mümin Sekman: Politikacıların baÅŸarı analizi olarak ÅŸunu söyleyebilirim; belli bir yere gelmiÅŸ lider ve starlarda iki temel duruÅŸ vardır. Biri “ideal biriyim”i oynayanlar diÄŸeri de “sizden biriyim”i oynayanlar. Ajda Pekkan “ideal biriyim”i oynar. İbrahim Tatlıses “sizden biriyim”i oynar. Bu iki temel duruÅŸun politik dünyada da karşılığı var. Tüm dünyada ÅŸu anda “sizden biriyim”i oynayan politikacılar oylarını arttırmaya baÅŸladılar. Bu da dünyanın sonunun pek iyi olmadığı anlamına geliyor.

Ampulü Edison’un bulduÄŸunu hepimiz biliriz. Buna karşılık televizyonu kimin icat ettiÄŸini kimse bilmez.
Helin AvÅŸar: Yurtdışına açılmak isteyen sanatçılara yardımcı olabilecek kiÅŸisel geliÅŸim yöntemleriniz var mı?
Mümin Sekman: Bizim kiÅŸisel geliÅŸim literatüründe kullandığımız bir tespit vardır. Bir zirveye çıkmanın insanlar için en ilginç yanı diÄŸer zirveleri görmenizi saÄŸlamasıdır. Bir vadide yaÅŸarken gördüÄŸünüz tepeler içerisinden en yükseÄŸini gözünüze kestirirsiniz ve oraya çıkarsınız. Oraya çıkmak sizin için en büyük ÅŸeyi baÅŸarmaktır. Fakat çıktığınızda bakarsınız ki o tepeden daha büyük ne daÄŸlar varmış. Bu da beraberinde Avrupa’ya ve dünyaya açılmayı getiriyor. Eskiden toplum Türkiye’nin zirvesini dünyanın zirvesi sanıyordu. Kitle iletiÅŸim sistemleri yaygınlaÅŸtığı için toplum da dünyayı algıladı. Toplum da artık yerel baÅŸarıyı çok fazla alkışlamıyor. Bu da sanatçılara dünyaya açılma sevdasını getirdi. Türkiye’nin zirvesinden dünyanın zirvesine çıkmak istiyorsanız bunun için bir teleferik hizmeti yok.
Tarkan’ın başına gelen de bu. Artık Anadolu’daki bir ev kadınının beÄŸenmesi ona yetmiyor. Ama diÄŸer yandan Tarkan’ın mevcut donanımı da dünya için ÅŸu anda yetmiyor.
Türkiye’den bu iÅŸi gerçekten baÅŸarabilmiÅŸ bir örnek var. O da Emrah Yücel’dir. Hollywood’da ve Türkiye’de birçok önemli filmin afiÅŸini yapan insandır. Benim de kitabımın kapak tasarımlarını o yapıtı. Ankara’da bir grafik ajansının sahibi iken Los Angeles’a gidip dünya ile entegre olabilmiÅŸ ve orada büyük baÅŸarılara imza atmış biri.
Birinci sınıf yetenek ve yeteneÄŸi kontrol edecek disiplin, öÄŸrenmeye açıklık, kendini kontrol edebilmek bütün bunlar bir araya gelince baÅŸarı da geliyor.

Herkes çok çabuk konuÅŸuyor, yaptıklarını önce yap, sonra anlat. Kimileri yapar da anlatmaz. O da doÄŸru bir yöntem deÄŸil, biraz da yaptığınızı algılatmanız gerekir.
Mesela ÅŸöyle bir ÅŸey var; bugün ampulü Edison’un bulduÄŸunu hepimiz biliriz. Buna karşılık televizyonu kimin icat ettiÄŸini kimse bilmez.
Tunç hemen söze atlıyor; “JOHN LOGİE BIRD, İskoçyalı” ve kahkahayı basıyoruz.
Mümin Sekman: Evet, iÅŸte bir gün böyle biri çıkar ve bilir. Bugüne kadar hayatımda karşıma çıkan insanlar arasında bunu bilen ilk sen oldun. Åžimdi Tunç bir de teyzemin oÄŸluydu dermiÅŸ.
Edison’u ÅŸu yüzden örnek verdim. BaÅŸarmış ve baÅŸardığını algılatmış biri. Ama diÄŸerleri öyküsünü baÅŸarı literatürüne sokamamış. BaÅŸarı kitaplarına girmek baÅŸarının kalıcılığını arttırır.
DİP NOT:
Türkiye´de "kiÅŸisel geliÅŸim uzmanı" titrini ilk kez tanımlayan ve kullanan kiÅŸi olan Mümin Sekman´Ä±n baÅŸarı üzerine 7 kitabı var. İlk kitabı "Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, ya da Yoldan Çekil"i 21 yaşındayken yazdı, bugüne kadar 9 baskı yaptı.
Diğer kitapları:
- Kişisel Ataleti Yenmek( 8.baskı)
- Türk Usulü BaÅŸarı ( 6.baskı)
- BaÅŸarı Üniversitesi ( 7.baskı)
- Çevik Åžirketler ( 5.baskı)
- Kesintisiz ÖÄŸrenme ( 7.baskı)
- İnsan İsterse 1 ( 10.baskı)
- İnsan İsterse 2
- Limit Sizsiniz
Son kitabının adı "Her Åžey Seninle BaÅŸlar". Bu kitabın ilk baskısı 100 bin adet yapıldı ve 7 ayda 350.000 adet sattı. KiÅŸisel geliÅŸim dizisi içerisinde Türkiye´de en çok satılan kitap oldu. 7 kitabının toplam satışı 490.000´i buldu. Seminerlerine 52 000 kiÅŸi katıldı. Çocuklar Duymasın’ın senaryo danışmanlığını yaptı. KiÅŸisel GeliÅŸim Merkezi (kigem.com) sahibi. Sekman "BaÅŸarılı olmak öÄŸrenilebilir" diyor.
Röportaj: Helin AVÅžAR / Guardianturk.com
FotoÄŸraflar: Tunç Erden YAKAR
