Merhaba Dostlar,
Eskiler bunu çok iyi hatırlar, 1960 ihtilali ordunun alt kademe subayları tarafından hazırlanmıştı ve Amerikanın müdahalesi olmadan yapılan bir ihtilaldi. Ben lise birdeydim, Milli Savunma hocamız Alb. Şefik Soyuyüce’ydi. Bize bu işin ipucunu vermişti, “Bu işler değişecek,lise mezunlarının yedek subaylık hakkı kalkacak . Çünkü entariyle askere gelenlere okuma yazmayı zor öğretiyoruz, topçu atışı için şart olan logaritmayı nasıl öğretiriz...” diye, ama biz anlayamamıştık...Lakin ihtilalin ilk günü Alpaslan Türkeşin “ Nato’ya bağlıyız,Sentoya bağlıyız, Centoya bağlıyız...” diye anonsu, bu işin sonunun ne olacağını anlatmaya yetti.
Daha sonraki ihtilaller hep Amerikan güdümlü olmuştu. Hatta 1980 ihtilalinden sonra Amerikalı generaller “Bizim çocuklar bunu iyi başardı...” diye beyanatlar vermişlerdi.Süleyman Demirel anılarında ne güzel anlatmıştı “ Biz sabahlara kadar, bu kanı nasıl durdururuz diye çalışıp, hangi yetkiyi istiyorsanız verelim diye çırpınırken , onlar kuruldan çıkıp ihtilali hangi gün yapalım diye hesap ediyorlarmış....”. Sonra da dünyanın en zengin generali diye NewsWeek de Tahsin Şahinkaya’nın resmini yayınlandı.
Günümüzde de aynı senaryo oynanmak istendi, ama nedense Amerika bu sefer icazet vermedi. Veya anlaşılmayan bir sebepten, esen gürleyen Büyükanıt Paşa birden suskunluğa girdi. Ha şimdi müdahale edecek, ha yarın müdahale olacak diye beklerken zehir zemberek beyanatların arkası kesildi. Belki dışarıdan bu konuda bir uyarı geldi, belki de Dolmabahçe Sarayı toplantısı etkili oldu. Ardından bu ihale Yargıya verildi, ama onunda yapacağı bir yere kadardı herhalde ki amaç gerçekleşmedi.Ben hala bunu da anlamış değilim, çünkü çok aklı başında köşe yazarları bile konuyu öyle anlatıyor ki, sanki bu on bir kişi oturup pazarlık ederek oy vermişler intibaı yaratılıyor. Yani para cezası isteyen dört üye kapatma yönünde oy veremez gibi gösterildi....
Benim en büyük korkum şu anda ordunun yine alt kademe subayları. Niçin derseniz, bu kararlar onları tatmin etmedi. Aldıkları eğitim gereği laiklikten ve cumhuriyetin ilkelerinden asla ödün vermek istemeyeceklerdir.AKP’nin söylevleri ve icraatı Atatürkçü laik anlayışla taban tabana zıt mana taşımaktadır. Bunun önüne ancak ordunun üst kademe subayları, özellikle de ordu komutanları mani olabilir.Demokratikleşmenin böyle bir çizgiye gelmesi çok dikkat çekicidir. Türkiye, ya bu badireyi kazasız belasız atlatacak, ya da çok ama çok tatsız günler yaşayacaktır. Allah korusun bu ülkenin bölünmesine kadar gidebilir. İşte gerçekten bu konuda akil insanlara ihtiyacımız olduğu kesindir. En basitinden muhalefet ve iktidar liderinin samimi bir ortamda buluşup konuşması dahi bu gerilimi şiddetle düşürecektir. Tersine, muhalefet partisi laiklik konusunda gerilimi yükseltirse bu senaryo kaçınılmaz olur....
Sağlıkla kalın, hoşça kalın......
Ömer Suat MENALİ
suatmenali@yahoo.com