Hepimiz sonunu kolaylıkla tahmin edebileceğimiz Hollywood filmlerini izlemekten, bitmeyen televizyon dizileriyle oyalanmaktan mutluyuz. Kulağımıza gelen ilk beş notasından sonra, bizleri karın kaslarımızı eğri büğrü yaparak göbek atmaya sevk eden, çoğu müzikal anlamda “değersiz(!?)” şarkılardan, o şarkıların sahiplerinin televizyonda izlediğimiz tüm magazinsel tavırlarından memnunuz. Çünkü, gerçek bir terapi imkanı bulamıyoruz…
Toplumca balatayı sıyırdığımızdan beri (Kesin zamanını bilmiyoruz, annem, ‘yaz sonuydu, oylar hasat edilirken oldu’ diyor), uzun bir zamandan beri popüler kültür aşığıyız.
Oyalanıyoruz işte…
Gittikçe daha da bağlanıyoruz.
Kafenin birinde, yan masamda oturan kızlar rahatsız edici şekilde gülüşüyorlar... Önce sinir oluyorum, huysuzlanıyorum; sonra, o sarsıcı cümleyle dikkatimi tamamen kendilerine çekmeyi başarıyorlar… Biri diğerine: ‘Keremcem “ön sevişme” gibi’ diyor ‘Murat Boz ise daha çok “seks”; biri erotik, diğeri hard core!’
Ablalarım işi çözmüş tabi… Popüler kültür işte, takip etmesi de eleştirmesi de kolay ve zevkli… Gerçi bu eleştirme işini bu kadar çarpıcı yapanına rastlamamıştım daha önce, gerçekten profesyonel gibiydiler. Diğer kız ‘Erkek dediğin kahveye benzer, iyisi gece uyutmaz’ diyordu ki, bu kulak misafirliği olayının tadını daha fazla kaçırmayayım deyip başka bir yere odaklandım…
Ülkem insanı, her ne kadar eleştirip dursa, ona karşı duyduğu rahatsızlığı belirtse de, popüler kültürün sadık takipçisidir. Halkın bütünü tarafından tutulmasının getirdiği “avamlık hissi”nden kaynaklanıyor olsa gerek, - çünkü “Popüler” kelimesi, halk tarafından tutulan, revaçta olan, herkesçe anlaşılabilir olan anlamına geliyor – “bazı kesimler” şiddetle reddeder popüler kültür öğelerini… “Ağır sanat abisi” olmanın temel şartı da bu reddediştir…
Çok üstünde durayım istemiyorum bu konunun. Sanatı, sadece icra edebilenlerin, yeteneği, yatkınlığı olanların ve irdelemeye üşenmeyenlerin tekeline vermekten hoşnut değilim; belirteyim istedim.
Ara sıra hafiflemek güzeldir.
Ağırlıklarından kurtulmak…
İnsanların göz bebeklerini görebilmek güzeldir.
Özensiz ve düzensiz gülmeyi becermektir kahkaha atmak…
Fütursuzca gülünüz efendim… “Future”sızca gülünüz, zira şu sıralar sağlıklı bir geleceğin bizi beklediğinden pek emin değilim…
İlkay Kutlu ŞEN / Guardianturk.com
ilkaykutlusen@guardianturk.com