 Hoş Geldin Büyük Usta! Ünlü Yazar Cezmi Ersöz Guardianturk.com’da! |
|
HoÅŸ Geldin Büyük Usta! Ünlü Yazar Cezmi Ersöz Guardianturk.com’da!
“Sadece HABER verir!” Sloganı ile yola çıkan Guardianturk.com ilk köÅŸe yazarı ile anlaÅŸtı. İnternet haberciliÄŸine paylaşıma dayalı yeni bir soluk getirmeye çalışan Guardianturk.com Türkiye’nin en önemli yazarlarından Cezmi Ersöz’ün çarpıcı yazılarıyla okuyucularına daha etkili bir haber sitesi sunmayı amaçlıyor.
Türk Edebiyatının en önemli isimlerinden Cezmi Ersöz önümüzdeki günlerde çarpıcı köÅŸe yazılarıyla Guardianturk’teki yerini alacak.
GuardianTurk olarak büyük ustaya Aramıza hoÅŸ geldiniz diyoruz.
CEZMİ ERSÖZ'ÜN İLK KÖÅžE YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ!
Cezmi Ersöz; 1959 yılında İstanbul’da doÄŸdu. KabataÅŸ Erkek Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yazın dünyasına edebiyat dergilerinde yayımlanan ÅŸiir ve eleÅŸtirileriyle girdi. Reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Cumhuriyet, GüneÅŸ, Özgür Gündem, Aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayımlandı. Ardından haftalık Deli dergisinde yazdı. Halen Leman dergisinin yazarları arasında yer alıyor
Kitapları:
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların
Yok Karşılığı Yüzünün
Yine Seninle Geldi Hayat
Åžizofren AÅŸka Mektup
Åžehirden Bir Çocuk Sevdin Yine
Suçtur UmutsuzluÄŸa Kapılmak
Son Yüzler
Saçlarının KardeÅŸ Kokusu
Ölürsem Beni Seninle Ararlar Åžimdi
Kırk Yılda Bir Gibisin
Kafka Market
İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme
Hayat Bir Emrin Varmı ?
Hayallerini Yak Evi Isıt
Haritanın Yırtılan Yeri
Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı
Bana Türkçe Bir Ekmek Ver
Annelik Oyunu Bitti
Ancak Benzerim Öldürebilir Beni
Cezmi Ersöz
|
|
|
" BEN YAZARKEN KENDİ YÜZÜME TÜKÜRÜYORUM "
Geriye Doğru Baktığımda...
Geriye doÄŸru baktığımda, çünkü ancak böyle anlaşılıyor bazı ÅŸeyler, ben aslında ilkokul 4.-5. sınıftan itibaren yazar olmayı kafama koymuÅŸum. Ama bu ciddi, planlı projeli bir düÅŸünce halinde deÄŸil. Tabi babamdan gelen Kuvay-ı Milliye, Kemalistlik, subaylık da var. Bu yüzden iyi, yardımsever, dürüst, çevresinde sayılan sevilen adam yani bir tür kahraman olmak üzere yetiÅŸtirildik biz. Çok küçük olanaklarla zengin çocuklarının önüne geçme projesi...Kemalizm biraz da böyle bir proje. Hadi bakalım kendinizi gösterin projesi, romantik bir proje bu. Öte yandan korkunç bir oyun bu. BaÅŸtan aÅŸağı yanlış hesaplarla dolu. Belli olanaklar babanın maaşı belli, makarna yumurta yiyorsun, hadi bakalım benim çocuÄŸum nasıl geçecek sizi projesi, üstelik iyi adam olacak ve onları da geçeceksiniz. OkuduÄŸun okul belli,mahalle devlet okulları. |
| KabataÅŸ Erkek Lisesi’ne kaydımı yaptıracaktım. Babam hastaydı, ayakları ÅŸiÅŸmiÅŸti. Makasla pantolonunun paçalarını kesmiÅŸti ve ayağında terlik vardı. Çok komik görünüyordu. Emekli bir albay fakat cebinde parası yok. Müdür “çocuÄŸu yatılı verin” demiÅŸ. Ev Suadiye’de okul Ortaköy’de. O zaman köprü de yok. GidiÅŸ-dönüÅŸ 4 saat. Ama yatılı parası yok. “Gündüzcü olsun, gitsin-gelsin” demiÅŸ babam. Tartışmışlar. Müdür, “almıyoruz çocuÄŸunuzu okula” deyince babam çıkarmış beylik tabancasını müdürün masasına koymuÅŸ. “Alıyor musun almıyor musun?” odadan bir çıktı, kıpkırmızı bir surat. “Gemileri yaktık oÄŸlum” dedi. “Baba ne gemileri...” dedi ki; “OÄŸlum durum ciddi”. Küçük çelimsiz bir çocuÄŸum. Kaydımızı yaptırdık, girdik okula. İlk dönem iki zayıf geldi karneye. Hiç unutmuyorum, babam “teessüf ederim” dedi. “Ulan bu okulda birinci olcam” dedim |
|
|
|
Can Havliyle...
Memur ailelerinde bir çalkantı vardır. Can havliyle okursun, can havliyle yaÅŸarsın. Uzun vadede ne olacak diye düÅŸünemezsin. Lisede üniversiteye girebilmek için fen bölümlerinden mezun olmak gerekir. Ben de fen bölümündeydim. Arasıra edebiyat sınıfına giderdim. Millet orada Necatigil okuyor, Orhan Veli, Özdemir Asaf okuyor. Özeniyorum onlara, çünkü onlar edebiyat deyip kaybetmiÅŸler zaten. Üniversiteye giremeyecekler ama mutlular. Ben baÅŸarılı olmayı mutlu olmaya yeÄŸ tuttum. Çünkü baÅŸarılı olmak zorundaydım. Ailenin seni bir kere daha okutma ÅŸansı yok. Sınıfı geçmek zorundasın. Halkalar çok gevÅŸek yani. “Hadi lan bu sene de asayım, hayatın tadını çıkartayım biraz” dediÄŸin anda kayarsın. Yani can havli söz konusu olduÄŸunda kimse kimsenin bohem macera arayışını taşıyamaz. Böylece edebiyat hep gizli, yasak bir tutku olarak varoluyor bende. O da meÄŸer yaÅŸamının ta kendisi olmuÅŸ, meslek deÄŸil yani. |
|
Kemalizm'e gönül baÄŸlamış...
Kemalizm’e gönül baÄŸlamış ve kaybetmiÅŸ bir aile benim ailem. Danslar, tangolar, radyo piyeslerine aÄŸlamalar, arkası yarın’lar üzerine sohbetler... Bir ütopya yaÅŸamışlar, ama ütopya duvara çarpmış. Benim babam o ütopyanın duvara çarptığını Özal’la anladı. Kemalizm’in kaybettiÄŸini, Kemalizm’e gönülden baÄŸlanan o samimi insanların kaybettiÄŸini babamda gördüm. Babamla beraber ben de yenildim. Çünkü ben o tarihe ne, o insanların yenilmiÅŸliÄŸine tanığım. |
|
|
|
Cezmi Ersöz Kaybetmeye...
Cezmi Ersöz kaybetmeye mahkumdur. Kaybettikçe haz alıyorum. MazoÅŸizm deÄŸil bu. Benim ruhum böyle oluÅŸmuÅŸ. Kaybetmek bana ÅŸiirsel bir tad veriyor. Ayağım kaydıkça, birileri tarafından kazandığım baÅŸarı elimden alındıkça ben kendime “Hah tamam ÅŸimdi sensin” diyorum. Ben kaybedince kazanıyorum. Kendimle buluÅŸuyorum. Yenilgiyi öven birisi deÄŸilim. Ama bu kadar adaletsiz bir toplumda baÅŸarılı olmak bana “yanlış mı yaptım?” sorusunu sorduruyor. Bu soruyu sorunca kendime tezgah açıp, kendime çelme takıyorum. Bunu yapıyorum ki beni okuyan, yazılarımı seven insanlara biraz daha yaklaÅŸayım, hiç olmazsa onlardan kopmayayım. BaÅŸarıyı küçümsememizin bir nedeni de bilinçaltımızdaki korku ile ilgili. BaÅŸarıyı istemiyor muyduk? Hem de çok. Biz zaten baÅŸarıya koÅŸullandırılmış çocuklardık. Ancak öte yandan kazandığımız baÅŸarının tadını biraz olsun yaÅŸayamadan, zenginlerin, iktidar sahiplerinin, güçlü insanların gelip hemen elimizden alacağını düÅŸündüÄŸümüzden, belki de bu acıyı hafifletmek için baÅŸarıyı küçümsedik. Kendi oyununu, kendi baÅŸarını gölgeleme isteÄŸi.
|
|
İnsanlara Bakıyorum...
İnsanlara bakıyorum, inanılmaz bir tutarlılık çizgisi izliyorlar. O insanlar kendi oyunlarını asla bozamazlar. Benim binlerce okurum var. Fakat hiçbir basın organı Cezmi Ersöz’den bahsetmiyor. Ben bunu kendim yaptım. 28 yaşımda egemen medyaya tavır aldım. Yani tabancayı masaya koydum, gemileri yaktım. Onlar da benim ve benim gibilerin onların hamurundan olmadığımızı anladılar. Bugün paraya ihtiyacım olur, anlaÅŸma yaparım, üç gün sonra herÅŸeyi yazar çeker giderim, ellerinde patlarım yani. Ciddi bir misyonun sahibiyiz bu anlamda.
Açık KonuÅŸayım...
Bazı ÅŸeyler giderek netleÅŸiyor. Eurogold bütün gazetelere tam sayfa, yarım sayfa ilanlar verdi. Açık konuÅŸayım, Öküz ve Leman dergisi Eurogold’un ilanını alsaydı, ben bir daha oraya imzamı atmazdım. İnsan yazar arkadaşından da bu kadar dürüstlüÄŸü bekliyor. Ama zaten holdingçiler bıçaklamadı bizi, en büyük darbeyi sağımızdan solumuzdan en yakın arkadaÅŸlarımızdan yedik. Benim çok sevdiÄŸim insanlar acı çekerek öldüler. Hayatlarını örnek aldığım, beslendiÄŸim, gönül bağı kurduÄŸum insanlar çok düÅŸük maaÅŸlarla, köÅŸelerinde, hayattan istifa etmiÅŸ vaziyette çığlık çığlığa öldüler. Åžimdi benim onların anılarına sadık olmak gibi bir misyonum var. EÄŸer ben Eurogold’un ilanını basan bir yerde yazarsam onlara haksızlık etmiÅŸ olurum. Bu dürüstlük anlayışına bugün aptallık gibi bakılıyor. |
|
Tesadüfler ve Kaos
Tesadüfler, kaos...bizim hayatlarımızı birisi filme alsa kimse inanmaz. Absürd, akıldışı, tuhaf... Mesela ben pazarcılık yapıyordum. MahmutpaÅŸa’dan elbezi, havlu filan aldım. Pazarın en kötü yerindeyim, mafya var orada, yaÄŸmur yağıyor, havlular ıslandı. Bir baktım bir müÅŸteri geldi. Aaa annem! “Kaça havlular?” dedi. Yarısını anneme sattım. Bir baÅŸka zaman salça aldım. 25 kg. salça. Getirirken elimi kesti, yaÄŸmur yaÄŸdı, vapura zor attım kendimi. Açtım, bozuk çıktı. Zarar ettim. Akla mantığa uyan yanı yok yani. BeyoÄŸlu Rumeli Han’da dayımın yanında ofisboyluk yaptım. Bankaya para yatırır, vergi dairesine, defterdarlığa giderdim. Çay, dosya, sigorta bildirgesi taşıdığım yerlerde ÅŸimdi imza istiyorlar. Her ÅŸey akıldışı geliÅŸti çünkü. Mantığı yoktu. Hiç bir ÅŸey planlanmamıştı. Yine de ben o rastlantılardan, büyülerden, esinlerden yanayım. Sait Faik’de sistem mi vardı? O rastlantılarla yaÅŸayan bir insandı. Hayatlar onu çekerdi, insan yüzleri onu çekerdi, bakışlar, adını koyamayacağımız bir takım insan davranışları, içseziÅŸler ve yoÄŸun duyarlılıklar onu çekerdi. Ekollerin adı sonradan konulmuÅŸtur. OÄŸuz Atay’ı da bu nedenden çok seviyorum. Küçük memur ailesi, plan program yok, anlık duygular... |
|
Tesadüfler ve Kaos
Tesadüfler, kaos...bizim hayatlarımızı birisi filme alsa kimse inanmaz. Absürd, akıldışı, tuhaf... Mesela ben pazarcılık yapıyordum. MahmutpaÅŸa’dan elbezi, havlu filan aldım. Pazarın en kötü yerindeyim, mafya var orada, yaÄŸmur yağıyor, havlular ıslandı. Bir baktım bir müÅŸteri geldi. Aaa annem! “Kaça havlular?” dedi. Yarısını anneme sattım. Bir baÅŸka zaman salça aldım. 25 kg. salça. Getirirken elimi kesti, yaÄŸmur yaÄŸdı, vapura zor attım kendimi. Açtım, bozuk çıktı. Zarar ettim. Akla mantığa uyan yanı yok yani. BeyoÄŸlu Rumeli Han’da dayımın yanında ofisboyluk yaptım. Bankaya para yatırır, vergi dairesine, defterdarlığa giderdim. Çay, dosya, sigorta bildirgesi taşıdığım yerlerde ÅŸimdi imza istiyorlar. Her ÅŸey akıldışı geliÅŸti çünkü. Mantığı yoktu. Hiç bir ÅŸey planlanmamıştı. Yine de ben o rastlantılardan, büyülerden, esinlerden yanayım. Sait Faik’de sistem mi vardı? O rastlantılarla yaÅŸayan bir insandı. Hayatlar onu çekerdi, insan yüzleri onu çekerdi, bakışlar, adını koyamayacağımız bir takım insan davranışları, içseziÅŸler ve yoÄŸun duyarlılıklar onu çekerdi. Ekollerin adı sonradan konulmuÅŸtur. OÄŸuz Atay’ı da bu nedenden çok seviyorum. Küçük memur ailesi, plan program yok, anlık duygular... |
| |
Guardianturk
Yorumcu: Kübrasinem
Başlık: yakaladım =)
Tarih: Fri, 18 Apr 2008 17:31:33 +0300
Yorum: son kitabı yok bakın burda .. gözünüzden mi kaçtı yoksa =)
Hata Yaptıysam Aramızda Kalsın.. mükemmeldi tabi bu arada :))
|
|