İngiltere'de yayımlanan The Independent gazetesinin 7 Kasım 2008 tarihli internet sayfasında, Nicholas Birch imzasıyla ve yukarıdaki baÅŸlık altında yer alan İstanbul çıkışlı metnin çevirisi ÅŸöyledir:
--Ulusal Kahraman Belgeselde Çok İçki İçen Yalnız Biri Olarak Tasvir Ediliyor--
Åžu ana dek lekesiz bir laik sicile sahip tanınmış belgesel yapımcısı Can Dündar'ın yönetmenliÄŸini yaptığı "Mustafa", ülke çapında tüm resmi binalarda sert bakışlı fotoÄŸrafları asılı olan adamın özel hayatını öne çıkaran ilk Türk filmi.
Türkler, Cumhuriyetin kurucusu ve 20. yüzyılın tartışmasız en baÅŸarılı toplumsal modernleÅŸme projesinin mimarı Atatürk'e büyük saygı besliyorlar. Ancak yaÅŸamıyla ilgili yeni bir belgeselin geçen hafta gösterime girmesinin ardından patlak veren öfkeye bakılırsa, onu gerçekten ne kadar tanımak istedikleri kuÅŸkulu.
Atatürk'ün çocukluk adını taşıyan film, tabuları yıkmıyor, ancak Atatürk'ü; yaÅŸamı zor, çok içen ve sonuçta kendisini yarattığı ülkeden giderek daha çok kopuk hisseden melankolik bir adam olarak sunuyor.
Dündar telefonla verdiÄŸi mülakatta, "Mustafa Kemal'i daha sıcak ve sevecen bir açıdan sunmak istedim. Tüm o heykeller, büstler ve bayraklar insani özelliklerden yoksun bir önder yarattı" dedi. İlk beÅŸ günde 470 bin kiÅŸi tarafından izlenen film geniÅŸ çapta övgü topluyor. Yönetmen ve film ekibi filmin galasında ayakta alkışlandılar. Ancak aynı zamanda film ÅŸiddetli eleÅŸtirilerin de hedefi.
Aşırı milliyetçi Yeni ÇaÄŸ gazetesi yazarı İsrafil Kumbasar, "Atatürk, dünya tarihinden silinmek üzere olan bir halkı ayaÄŸa kaldırdı ve burada içkici bir alemci olarak gösteriliyor. Siz Churchill'in böyle gösterilmesini kabul eder miydiniz?" diyor.
Bazı radikal laikler daha da ileri gidiyor ve filmi Türkiye'nin Kemalist ordusunu -iddia edilen o ki, "aydınlanmış İslam" lehine laikliÄŸi yıkma planları önündeki baÅŸlıca engel- zayıflatmayı amaçlayan Batı destekli bir komplonun parçası olarak görüyor. Laik Vatan gazetesi yazarı YiÄŸit Bulut, 2003'te Türk askerlerinin tutuklandığı ve ABD ile iliÅŸkileri mahvetme noktasına varan olaya atıfta bulunarak, "ABD, askerlerimize Irak'ta adi suçlu muamelesi yaptı. Bu film de aynı stratejinin bir parçası" diyor.
Bulut geçen Cuma köÅŸesinde okuyucularına ÅŸöyle yalvardı: "Bu belgeseli izlemeyin, diÄŸerlerini izlemekten caydırın ama hepsinden önemlisi çocuklarınızın zihinlerine Atatürk'ü küçümseme tohumları ekmesine izin vermeyin."
Dün meydana gelen acayip bir olay ise, iki profesörün, filmi, Atatürk'ün sürekli sigara içtiÄŸi sahneleri gösterdiÄŸi için dava edeceklerini açıklamaları. Orhan Kural ÅŸöyle konuÅŸtu: "Atatürk ulusal bir idol. 'Atatürk günde üç buçuk paket sigara içerdi' gibi açıklamalar onun imajına zarar veriyor ve yasa dışı. Bunun bir sigara reklamı olup olmadığını merak ettik."
GörünüÅŸe göre, eleÅŸtiriler etkisini hissettiriyor. Dündar'ın son Atatürk filmini izlemek, 1993'te yayınlandığından beri Türk ilköÄŸretim öÄŸrencileri için bir sınıf geçme yöntemi haline geldi. ÖÄŸretmenler "Mustafa"yı izlettirme sorumluluÄŸunu almakta ise daha ihtiyatlı görünüyorlar. Gazeteci RuÅŸen Çakır, "OÄŸlumun sınıfı pazartesi günü filmi izleyecekti. Ancak gezi iptal edildi. Filmin ideolojik açıdan uygun olmayabileceÄŸi konusunda endiÅŸelendiler" diyor.
Bu tür tepkiler ÅŸaşırtıcı deÄŸil. Filmin iÅŸaret ettiÄŸi üzere, Atatürk etrafında bir kiÅŸi kültü yaratmanın ilk adımları daha o hayattayken atıldı. Türkiye'nin üç büyük kentine heykelleri dikildi. 1938'de ölümünden ve özellikle 1980 askeri darbesinden sonra bu süreç hızlandırıldı.
Türkiye'deki üç askeri müdahalenin en acımasız olanının kalıntısı olan ülkenin ÅŸu anki anayasası, Kemalizmi ülkenin resmi ideolojisi olarak kabul ediyor. 1980'lerin bir diÄŸer kalıntısı, üniversite öÄŸrencilerinin "Atatürk milliyetçiliÄŸine, devrimci reformlarına ve ilkelerine baÄŸlı" yetiÅŸtirilmesini öngörüyor. Atatürk'e hakaret, ceza gerektiren bir suç.
Dündar eleÅŸtirmenlerin bir noktayı kaçırdıklarını söylüyor: "OÄŸlum, benim ve babamın okuldayken Atatürk'le ilgili ezberlediÄŸi aynı ÅŸiirleri ezberliyor. Genç nesil artık bunlara doydu. Gençler için Atatürk alay konusu haline geldi." Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yılları konusunda uzman bir tarihçi olan Ayhan Aktar da bunda hemfikir: "1980 cuntası Atatürk'ü Türk halkını sopalamak için kullandı. KuÅŸkusuz pek çok kiÅŸi bundan bıktı. Dündar'ın belgeseli Kemalizme hayat öpücüÄŸü verdi."
"Mustafa"nın etkisinin nasıl sonuçlanacağı konusunda görüÅŸler farklı. Bazıları, Dündar'ın Atatürk'ün tartışılabileceÄŸi bir ortam yaratmak istiyor olabileceÄŸi görüÅŸünde. Dündar gibi onlar da Atatürk'ün günlükleri ve mektuplarının arÅŸivlerden çıkarılıp kamuoyuna sunulmasının vaktinin geldiÄŸine inanıyor.
2006'da karısı hakkında yazdığı biyografide, Atatürk'e hakaret etmekle suçlanan İpek Çalışlar, "İnsanların Mustafa Kemal'in kendini nasıl anlattığını bilmelerine izin vermemek bir suç. İnsanları, onları anlama araçlarından yoksunken sevmek çok aptalca" diyor.
Ancak Çalışlar belgeselle ilgili tartışmaların geliÅŸme biçimi konusunda duyduÄŸu derin endiÅŸeyi ifade ediyor: "İnsanlar çok öfkeli, bu ürkütücü. Mantıklı bir tartışmaya müsait bir ortam deÄŸil."
Haberbu.com