İnönü, Ecevit’e GençliÄŸe Hitabe’yi kendisinin yazdığını söylemiÅŸ. Çalışlar kitabında bunu Ecevit’ten dinlediÄŸini anlatıyor...
‘Liderler Hapishanesi’, 12 Eylül’ün hemen ardından tutukevi olarak kullanılan Ankara Merkez Komutanlığı’na baÄŸlı Ordu Dil ve İstihbarat Okulu’nda yaÅŸananları anlatıyor.
Kitap, yaklaşık iki yıl siyasi liderlerle ve milletvekilleriyle burada kalan Oral Çalışlar’ın o zaman günü gününe tuttuÄŸu notlardan oluÅŸuyor. Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan TürkeÅŸ, DoÄŸu Perinçek gibi siyasiler içeride neler yaptı? Ecevit TürkeÅŸ’le, Perinçek Erbakan’la nasıl bir diyalog içindeydi, günlük dertleri ve sıkıntıları nelerdi? Kitap bu soruların cevabını verirken, ilginç bilgilerin de su yüzüne çıkmasına vesile oluyor.
Havalandırma sohbetleri
‘Liderler Hapishanesi’nin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Oral Çalışlar ve Bülent Ecevit’in havalandırmada yaptıkları sohbet sayesinde ortaya çıkıyor. Ecevit, İnönü ile ilgili anılarını anlatırken, bugüne kadar farklı bilinen bir gerçeÄŸi ortaya çıkarıyor; ‘GençliÄŸe Hitabe’yi aslında İsmet İnönü kaleme almış. Ecevit İsmet İnönü’nün aÄŸzından dinlediÄŸini söyleyerek Oral Çalışlar’a ÅŸöyle aktarıyor: “Atatürk hazırladığı büyük nutku, yakın arkadaşı İsmet İnönü’ye okuması ve fikirlerini söylemesi için vermiÅŸ. İsmet PaÅŸa uzun konuÅŸmayı okuyup bitirdikten sonra Atatürk’e iade etmiÅŸ. Atatürk’ün ‘nasıl buldun’ sorusuna, ‘PaÅŸam çok güzel, ancak, sonunu gençliÄŸe hitap ederek bitirmek sanırım faydalı olur’ cevabını vermiÅŸ.
‘Necdet UÄŸur da biliyordu’
Atatürk de bunun üzerine ‘O zaman sen yaz böyle bir bölüm; bakalım, iyi olursa dediÄŸin gibi yaparız.’ deyince İsmet İnönü ‘Nutuk’un sonundaki ünlü ‘GençliÄŸe Hitabe’ bölümünü kaleme almış. Kendisi bana bir keresinde böyle anlatmıştı. Aynı anısını Necdet UÄŸur’a da anlatmış, o da bu olayı biliyormuÅŸ.”
TürkeÅŸ faÅŸistlere karşı emperyalistleri seçti
27 Nisan 1982’de havalandırmaya çıkan TürkeÅŸ, Ecevit ve Çalışlar siyasi geliÅŸmeleri konuÅŸurken, TürkeÅŸ araya girerek Ecevit’e Falkland bunalımını sordu: “Biz bu konuda ikiye bölündük, bazı arkadaÅŸlar İngiltere’yi destekliyor, bazıları da Arjantin’i. Mesela ben ve Sadi Bey (SomuncuoÄŸlu) İngiltere’den yanayız. Siz ne düÅŸünüyorsunuz?” Ecevit, “Bilemiyorum bir yanda İngiliz sömürgeci imparatorluÄŸu, öte yanda cuntacı Arjantin fasiÅŸtleri, insan tercih yapamıyor” cevabını verince TürkeÅŸ ÅŸu sözleri söylüyor: “Arjantin yenilsin efendim, böylece başındaki diktatör de gider, belki bu sayede faÅŸizm de yıkılabilir...”
İnönü, TürkeÅŸ’i CHP’ye çağırmış
TürkeÅŸ, cezaevindeyken Oral Çalışlar’a ÅŸunları söylemiÅŸ: “... İsmet PaÅŸa bana 27 Mayıs’tan sonra siyasete girmeyi teklif etti. CHP’ye davet etti. Metin Toker, Genel Sek- reter İsmail RüÅŸtü Aksal, Ecevit, Nüvit Yetkin gelip benimle görüÅŸürlerdi. Sonra birden tutumları deÄŸiÅŸti. Beni çekememeye baÅŸladılar. CHP, bir an önce iktidarı bırakıp gitmemiz yönünde tazyik ediyordu. İsmet PaÅŸa’yla baÅŸa çıkamadık. Benim iktidarı tek başına ele geçirmeyi düÅŸündüÄŸümü yayıyorlardı. Mucip Ataklı, ‘İsmet PaÅŸa ne derse onu yapalım’ diyordu, dinletemedim. En sonunda Cemal Gürsel PaÅŸa’ya da etki yaptılar... Bir gün Cemal PaÅŸa’ya ‘PaÅŸam beni istemiyorlarsa gideyim’ dedim. Cemal PaÅŸa: ‘O kadar çok söylenti çıkardılar ki, istersen biraz ayrıl...’ dedi. 1960’ta Devlet Planlama TeÅŸkilatı’nın kuruluÅŸ kararnamesinin altında benim imzam vardı. İşçi hakları, sosyal güvenlik kurumları bizim çabamızla çıktı. Bize solcu, hatta Marksist bile diyorlardı.”
‘Cemal Gürsel, Kürt ve Alevi’ydi’
TürkeÅŸ ve Oral Çalışlar’ın Gürsel ile ilgili konuÅŸmaları da ilginç bilgiler veriyordu. TürkeÅŸ ÅŸunları anlatmıştı: “Cemal PaÅŸa çok tatlı bir insandır. Kendisini çok severim, o da beni severdi. Aslen Erzurum’un Hınıs kazasından. Kürt ve Alevi’dir. .... ‘Oral bey, Münih’i gördünüz mü, büyük bir birahane vardır. Bizim havlandırma kadar. Eskiden Hitler toplantılarını burada yaparmış. Münih’te dolaşırken Cemal PaÅŸa bu birahaneyi görünce, ‘Hadi içeri girelim’ dedi. Biz, ‘PaÅŸam üniformalısınız garip kaçar’ gibi uyarılar yaptıksa da dinletemedik... İçeri girdi. Arkasından da mecburen biz... Biz de birer bira söyledik. Tabii Almanlar garip garip bize bakıyorlardı. Gelip Cemal beyin yıldızlarını okÅŸuyorlardı. PaÅŸa da onlarla sohbete daldı... Almanların koluna girip dans etti, eÄŸlendi... Çıkarken bize döndü, ‘Ne oldu, telaÅŸlanıp duruyordunuz. Üniformanın bir zararını görmedik, güzelce eÄŸlendik...’