İşte Bahçeli'nin önemli açıklamasının tam metni;
"Ağır siyasal, ekonomik ve sosyal sorunlarla boÄŸuÅŸan Türkiye'de özellikle son aylar içinde yaÅŸanan vahim geliÅŸmelerin neden olduÄŸu güvensizlik ve gerginlik ortamı, toplumda endiÅŸe ve kuÅŸkuların giderek artmasına yol açmıştır.
Altı yıldır hükümet sorumluluÄŸunu üstlenen Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında, Anayasa Mahkemesi tarafından açılan kapatma davasının görüÅŸülmeye baÅŸlandığı bu günlerde, bundan 13 ay önce baÅŸlamış ve Ergenekon' olarak isimlendirilmiÅŸ dava kapsamında yapılan son gözaltına alma uygulamaları kamuoyunda geniÅŸ ve haklı yankı bulmuÅŸtur.
Milliyetçi Hareket Partisi, hukukun üstünlüÄŸüne inanan, demokrasi ve insan hakları gibi vazgeçilmez ilkeleri savunan bir siyaset çizgisinin temsilcisi olarak adaletin ve meÅŸruiyetin herkese lazım olduÄŸuna yürekten inanmaktadır.
Türkiye'nin yaÅŸadığı bunalımın derinleÅŸtiÄŸi bir ortamda, gerekçesi ne olursa olsun demokrasimize, huzur ve güvenliÄŸimize tehdit olan bütün yasadışı oluÅŸumların tespiti ve ortaya çıkartılması; mahkemelerde yargılanması ve davaların da makul bir süre içinde sonuçlandırılması, toplumumuzu rahatlatacak adımların başında gelmektedir.
Ancak huzur ve esenliÄŸimize musallat olan bu yapıların ortaya çıkarılması adına yürütülen soruÅŸturmalar esnasında, hakkında suç isnat edilmeden, henüz bir iddianame hazırlanmadan görevi, mevkii ve adresi belli olan ÅŸahısların adalete intikal ÅŸekilleri ve yöntemleri ile bunların medyada yer alma ve yorumlanma biçimleri tartışmaya açıktır.
Demokratik sistemin bir unsuru olarak önemli bir kamu hizmeti veren basın ve yayın kuruluÅŸlarımızın sayfa ve ekranlarında yer alan haber ve yorumların maksadını aÅŸarak objektif olmaktan uzaklaÅŸtığı, ÅŸahıs ve kurumları zan altında bırakacak, cepheleÅŸmeleri körükleyecek, hukuki süreçleri etkileyecek, toplumu gerçeklerden ve saÄŸduyudan uzaklaÅŸtıracak bir anlayışın hâkim olduÄŸu görülmektedir.
Mahkemelere, emniyet makamlarına, istihbarat birimlerine veya haberleÅŸme kurumlarına ait olup mahremiyet taşıması gereken konu, belge ve evraka, devlet ciddiyeti ile baÄŸdaÅŸmayan zafiyetler sonucu karanlık odaklar tarafından nüfuz edilerek; basın hürriyeti adı altında bu sızma haberleri yayınlamaya meyyal olan medya kuruluÅŸlarına taşındığı ortadadır.
Özellikle son zamanlarda, içte ve dışta yürütülen sistematik bir karalama kampanyasının, vazgeçilmez anayasal kurum olan Türk Silahlı Kuvvetlerine yöneldiÄŸine dair kanaatlerimizin arttığı bir dönemde, bazı emekli mensupları hakkında baÅŸlatılan hukuk sürecini kullanarak bu kurumumuzu zan altında bırakacak yorumlardan kaçınılması ahlak ve sorumluluk gereÄŸi olmalıdır.
Terör örgütü ile kahramanca mücadeleyle geçen yılların ardından binlerce ÅŸehit ve gazi vermiÅŸ ve halen en zor ÅŸartlar altında bölücülükle mücadelesini sürdüren bu kurumun haklarının ve itibarının psikolojik karalama kampanyaları karşısında korumasız bırakılması düÅŸünülemeyecek bir yönetim zafiyetidir. Bu konuda görev öncelikle CumhurbaÅŸkanlığı makamına, ülkeyi yöneten siyasi iradeye ve sonra siyaset kurumuna düÅŸmektedir.
Hakkında yapılan açıklamalar, haberler ve ithamlar karşısında, yalnız bırakılmaması gereken Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendisini savunmaya mecbur kalacağı bir sürecin bu köklü kurumumuzu yıpratabileceÄŸi, çok kritik bir dönemde yürütmekte olduÄŸu vatan hizmetini ve terörle mücadele azmini etkileyebileceÄŸi anlaşılmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi, TBMM çatısı altında yürüttüÄŸü yapıcı, dengeli ve çözüm öneren siyaseti ile dün yaÅŸananlar karşısında ÅŸahısları ve olayları deÄŸil ilkeleri savunmuÅŸtur. Bugün de yaÅŸadığımız dönemi, aynı ilkeli tavırla; hakkaniyeti, adaleti, insan haysiyetini ve hürriyeti önceliÄŸine alarak tam bir demokrasi ve ahlak duruÅŸu göstermektedir.
Beklentimiz, suç ve suçlu ararken, masum insanların ÅŸeref ve haysiyetlerini incitecek davranışlardan uzak durulması, uygulamaların hukuki ancak insani çerçevede ele alınmasıdır. Aksi tutumların devamı halinde adalet siyasetin ve ideolojik çekiÅŸmelerin gölgesinde kalarak güven kaybedecek ve kamuoyu sözde 'rövanÅŸ' almak isteyen odakların kısır çekiÅŸmeleri karşısında, demokrasi dışı kurtuluÅŸ yollarına hoÅŸgörü ile bakmaya baÅŸlayabilecektir.
DileÄŸimiz, ülkemizin bütünlüÄŸü, milletimizin kardeÅŸliÄŸi, devletimizin dirayeti açısından beka düzeyinde yüksek tehditlere maruz kaldığımız bu dönemde, herkesin acilen saÄŸduyu göstermesi, siyasi kutuplaÅŸmaların ve gerginliklerin aziz Cumhuriyetimizin ve büyük Türk milletinin hasımları dışında kimseye bir yarar saÄŸlamayacağının idrak edilmesidir.
Yapay tartışmaların ve çatışmaların bulandırdığı puslu hava dağılarak üzerine örttüÄŸü gerçek gündem ortaya çıktığı zaman, Türkiye'nin çok ciddi bir bölünme ve ayrışma tehlikesini yaÅŸamaya baÅŸladığı anlaşılacak ve umarız ki geç kalınmış olmayacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, devlet ve millet kaynaÅŸmasının temsilcisi olarak, ülkemizin sorunlarına demokratik nizam içinde müdahil olmayı, yaklaÅŸan tehlikeler karşısında herkesi uyarmayı ve Cumhuriyetimizin temel deÄŸerlerinde buluÅŸma çaÄŸrılarını sürdürmeyi büyük Türk milletinin kendisinden beklediÄŸi milli bir sorumluluk ve görev olarak görmektedir."